SON DAKİKA
reklam
reklam
reklam

Akıl Almaz Eğitim Güzergahı

Geniş hayal dünyalarını daraltan bir abluka bu. Ve bu ablukada dünyaları daraldıkça daralıyor. Yetişkin bir insan olduklarında dar  ve küçük  bir dünyanın içinde yoğruluyor ve kavruluyorlar. Halbuki eğitimin nimetlerinden nasiplenirken tersi bir sonuç beklenmektedir. Lakin gelin görün ki durum beklendiği gibi olmuyor. Çocuklarımız eğitimin içinde iken hayal dünyalarında bir deri bir kemik kalıyor. Ne yazık ki eğitim ortamları epey katı ve özgürce kanat çırpmaya uygun değil. Bir kere her bakımdan buna uygun hale getirilmelidir. Yalnızca şekil olarak değil, zihinsel yönden de özgürce kanat çırpılan ve esnek bir dokuya sahip olmalıdır. Mesela çocuklarımızın aklının ucuna gelmiş olan şeylere hem uç hem de el verebilmelidir. Aklın uçlarına sınır koymamalıdır. ‘Uçuk’ ya da ‘kaçık’ gibi sıfatları kötü  gösterip sonra bunları olumsuz tasmalarmış gibi çocuklarımızın boyunlarına takmamalıdır. Bilakis bunlar aklın ucunda ya da sınırında hayal ufkuna bakan kimselerin,  hayallerini güdüleyen, tetikleyen ve motive eden nişanelerdir. Ama beyinlerimizi bir sıraya sıkıştırarak  ‘aklı sıra’ diye onlara  tepeden bakıyoruz.  Hatta hayallerini tepeliyoruz ki çıkmasın gün yüzüne.  Aklı sırada kalsın ki  hayallerine kanat çırpmaya falan kalkışmasın ve başımıza iş açmasın, icat falan filan çıkarmasın, alimallah. En sonunda da ironi burada zaten bunları yapıp üstüne çocuklara  hayal kurduruyoruz, ‘İnan! Başarabilirsin!’ diye GÜYA CESARETLENDİREREK olmayacak duaya amin diyoruz.  Bir türlü şunu anlamıyor ve hissetmiyoruz. Kendimizi kandırıyoruz sadece. O da bu eğitim şeklimiz ve esasımız KORKU AŞILIYOR çocuklarımıza. HEM FİZİKEN HEM ZİHNEN... Şunu asla unutmayınız çocuklarımızın akılları etrafında hatta bir roketin pervanesi gibi dönen hayalleri vardır. Ama bu hayaller aklın dışındadır. Hayal tarafına önce gözlerinizle geçersiniz, sonra da gövdenizle... BAK, GÖR VE HAREKETLEN GÜZERGAHINI TAKİP EDERSİNİZ... Hayallerinize adım atmak, cesaret ve güven gerektirir. Risk vardır elbette. Lakin bu riski almaya değerdir. Çünkü insanlık ancak akıl dairesinde dönerek değil, aklı hayal dairesine uzatıp  genişleterek ilerler. Bu da aynı şeyleri yaparak değil,  yeni sorular ve yeni cevaplar ile gerçekleşebilir.  Ne diyor Chomsky: ‘Eğitim;  kopyalayarak değil, sorgulayarak giderse ilerler...’ O zaman soralım: Çocuklarımız ne kadar sorguluyor? Çocuklarımız ne kadar kopyalıyor? Öğretmenlerimiz ne kadar sorguluyor? Öğretmenlerimiz ne kadar kopyalıyor? İnsan aklı kopyalama yöntemi ile hayallere açılamaz. Kopyalama ile bizim oğlan gibi döner döner bir daha okuruz.  Kopyalama ile eğitimin içinde dönme dolap oluruz. Ya da döner gibi çevrilir, sonra ekmek arası değil de mengene arası döner oluruz. Şimdi soralım yine: Bizler çocuklarımıza sora sora hayallerini buldurabiliyor  muyuz? Çocuklarımız sora sora hayallerine yol alabiliyor mu? Yoksa hala sora sora Bağdat’ı mı bulmaya çalışıyorlar? Değerli arakadaşlarım, dünyamız ilerlerken yalnızca  akıl dairesinde düşünmek bizi ilerletmez, yerimizde saydırır. İlerlemek için aklın uç verdiği hayallere kanat çırpmak gerekir. Yoksa  20-25 yıl sonra  şu anın akıl dışı hayallerinin,  ellerin akıllarında olduğuna tanıklık edip aklımıza almaya çalışacağız. Onlar ilerleye ilerleye okuyacaklar,   biz döne döne okuyacağız. VE YİNE HAYIFLANMA YİNE AH! VAH! TÜH! Saygılar... Yusuf SEVİNGEN 

 

reklam

3. SAYFA