SON DAKİKA
reklam
reklam
reklam

Egon Schiele’nin Eserleri ve Hayatı

Egon Schiele, 12 Haziran 1890’da Avusturya’nın Tulin şehrinde, zengin bir aileye mensup Marie Schiele ile Tulin istasyon şefi Adolph Schiele’nin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelir.

Tek erkek çocuktur, Elvira, Melanie adında, iki ablası ve Gertrude adında bir kızkardeşi vardır. Elvira on yaşında ölür. Egon, yaşadığı küçük kasabada gidebileceği bir ilkokul olmadığı için liseyi Klosterneuburg’da yatılı olarak okur.

egon schiele ilkokul yillarindaki resmi

Egon Schiele’nin ilkokul yıllarında yaptığı Tulin İstasyonu resmi

Egon Schiele, View From The Drawing Classroom, Klosterneuburg, 1905

View From The Drawing Classroom, Klosterneuburg, 1905

Egon Schiele, Winding Brook, 1906

Winding Brook, 1906

Egon, kendisinden 4 yaş küçük kızkardeşi Gertrude ile kardeşlik bağından farklı bir yakınlık kurar, kariyerinin başında sık sık çıplak çizimleri için modeli olur, aralarında ensest bir ilişki olduğu söylenir. Bu yakınlığın farkına varan babasının ruh sağlığı bozulur, 1905 yılında ise frengiden kaynaklanan felçten hayatını kaybeder. Ailesinde babasına en düşkün kişi o olduğundan, onun ölümünden çok etkilenir. Yaklaşık 15 yıl sonra kuzenine yazdığı bir mektupta babası hakkında şunları yazar:

“Bilemiyorum soylu babamı benden gayri büyük bir acı ile hatırlayan kimse var mıdır? Bugün sürekli bir zamanlar onun bulunduğu yerlerde geziniyorum ve büyük bire acı çekiyorum. Ben her yaratığın ölümsüzlüğüne inanırım, bu nedenle mezarları çiziyorum, çünkü ancak böyle ölüler benimle beraber yaşıyor…”

Egon Schiele, View Into The Apartment of Leopold and Marie Czihaczek, 1907

View Into The Apartment of Leopold and Marie Czihaczek, 1907

Egon Schiele, On The Beach, Moonlight, 1907

On The Beach, Moonlight, 1907

Egon, okulda iyi bir öğrenci değildir, ressam olmaktır isteği. Bu nedenle, 1906’da Viyana’da Gustav Klimt’in okulu Kunstgewerbeschule’ye başvurur, ancak daha sonra daha geleneksel bir okul olan Akademie der Bildenden Künste’ye kaydolur. Ertesi yıl hayranı olduğu Gustav Klimt ile tanışma girişiminde bulunur. Genç yeteneklere destek veren Gustav Klimt, Egon’un resimlerinden etkilenir. Klimt, Schiele’nin çok yetenekli olduğunu düşünür, hatta onun resimlerini arada satın alır. Aynı zamanda onu Secession akımı ile tanıştıran da Klimt’tir.

Egon Schiele, Portrait of the Painter Anton Peschka, 1909

Portrait of the Painter Anton Peschka, 1909 (Ressam Anton Peschka, daha sonra Schiele’nin kızkardeşi Gertrude ile evlenir)

Egon Schiele, Portrait of Gerti Schiele, 1909

Portrait of Gerti Schiele (Kızkardeşi Gertrude), 1909

Gustav Klimt’in önderlik ettiği Avrupa dillerinde ayrılma anlamına gelen secession sözcüğünden uyarlanan bu akım, Avusturya’da Viyana Yaratıcı Sanatçılar Birliği Künstlerhaus’dan, yönetimi protesto için ayrılan genç üyeler tarafından kurulmuştur. Grubun, sembolist resim anlayışının illustratif alegorik stilinden, Fransız kökenli çiçek motifli stile, oradan da olgun, sade Viyana secession stiline ulaşan hızlı bir gelişimi sözkonusudur. Geliştirdikleri tasarım dili, kareler, dikdörtgenler ve dairelerin tekrarı veya bileşiminden meydana gelirken, kullandıkları geometri, mekanik ve katı olmayıp organik bir nitelik göstermiştir.

Egon Schiele, Woman With Black Hat, 1909

Woman With Black Hat, 1909

1909’da Akademi’den ayrılır, kendi stüdyosunu kurar. Schiele, mimar Josef Hoffmann’la tanışır ve bundan sonra secession akımına ticari katkı için oluşturulan Wiener Werkstätte Atölyesi için çalışmalar yapar. Schiele’nin dört eseri, Gustav Klimt’in başında bulunduğu Uluslararası Sanat Sergisi’nde sergilenir. Bu dönemde, eserlerinde doğa ve sembolizm konusuyla ilgilenir. Anton Faistauer, Rudolf Kalvach, Franz Wiegele, Hans Ehrlich, besteci Löwenstein, Erwin Dominik Osen’in bulunduğu Yeni Sanat Grubu’na (The New Art Group) katılır.

Egon Schiele, Sunflower, 1909

Sunflower, 1909

Egon Schiele, Houses On The Moldau, Krumau, 1910

Houses On The Moldau, Krumau, 1910

Egon Schiele, The Dancer Moa, 1911

The Dancer Moa, 1911

Dansçı olan Moa, Schiele’nin arkadaşı tiyatro ressamı olan Erwin Dominik Osen ile kabarelerde oynar. Her ikisini de 1910 ve 1911 yılları arasında defalarca resmeder. Resimde, Moa’yı egzotik ve zengin renkte giysi ile tasvir eder. Giyimin sade ve geometrik tasarımı bedenini tamamen gizler. Sanatçı, Moa’nın sert bakışları ve siyah saçlarıyla çevrili yüzünü gerçekçi bir şekilde tuvale aktarmış.

Egon Schiele, Autumn Sun and Trees, 1912

Autumn Sun and Trees, 1912

1910’da 20 yaşındadır ve artık hakkında önemli dergilerde makaleler çıkar. 1911’de Gustav Klimt’in de modeli olan, babasını küçük yaşta kaybetmiş, fakir bir ailenin kızı olan 17 yaşındaki Valerie Neuzil (Wally) ile tanışır. Viyana’dan sıkılırlar, sevgilisiyle beraber annesinin memleketi olan Krumau’ya giderler. Orada Schiele sanatında oldukça üretken bir aşamaya girer ve fantastik, vizyoner kent resimleri yanında, erotik içerikli resimlerde yapar. Evli olmadan Wally’le birlikte yaşaması, kasabadaki genç kızları çıplak model olarak kullanması gibi nedenlerle Krumau’yu terk etmek zorunda kalır.

Egon Schiele, The Old City (Krumau), 1912

The Old City (Krumau), 1912

Egon Schiele, Portrait of Wally, 1912

Portrait of Wally, 1912

Sevgilisi Wally’nin delici, ancak merhametle bakan açık mavi gözleri izleyiciye mi yoksa ressama mı bakıyor? Siyah giysisinin üzerinde, sıkıca boynunu kapatan beyaz bir yaka, köşeleri neredeyse yukarıya dönük belli belirsiz bir tebessümün göründüğü dudaklarıyla, bir şapka içindeymiş gibi sola doğru tasvir ettiği saçlarıyla Wally, onun sadece modeli değil, ilham kaynağı da olur.

Egon Schiele, annesinin yanında Viyana’da kısa süre kaldıktan sonra, Wally ile birlikte Viyana yakınlarındaki küçük bir kasaba olan Neulengbach’a gider. Burada, Schiele’nin 14 yaşında bir kızı baştan çıkardığı iddiasıyla atölyesini basan polis, erotik ve pornografik resimlerin yanı sıra, pek çok pornografik obje bulunca tutuklanır, üç hafta hapiste kalır. Mahkemede bu iddia düşecekken, bu kez pornografik resimlerini çocuklara sergilemekten 24 gün ceza alır, hatta hakim bir resmini mahkeme salonunda yakar. Egon Schiele, bir sanatçının hapse atılmasını cinayet olarak nitelendirir, bu dönemi ceza olarak değil, bir temizlenme olarak kabul eder. Ancak hapishanede olmanın zorluklarını ve huzursuzluğunu tasvir eden bir dizi tablo oluşturur.

Egon Schiele, Self Portrait As Prisoner, 1912

Self Portrait As Prisoner, 1912

Bu dönemde Egon Schiele’nin psikolojisi de iyi değildir. Hastalık derecesinde bir narsizme sahiptir. 1913’te annesine yazdığı mektup narsizminin geldiği noktayı belgeler niteliktedir:

“Dünyanın bütün güzel ve soylu özellikleri, sanki benim üzerimde toplanmış. Çürümesinden sonra bile, sonsuz bir canlılık bırakacak bir meyveyim. Beni doğurmuş olman senin için büyük bir övünç kaynağı olmalı…”

Narsizminin diğer bir kanıtı da, çok sayıda yaptığı, sarsıcı açılardaki otoportreleridir.

Egon Schiele, Self Portrait with Black Vase and Spread Fingers, 1911

Self Portrait with Black Vase and Spread Fingers, 1911

Schiele, otoportrelerinde psikolojik iç gözlemi üzerine yoğunlaşır. Kısa ve yüzeysel bir incelemede bile, sanatçının gerçeğe uygun bir görüntü elde etmekle ilgilenmediğini, kendisini antik tragedyaların bir başkahramanı, daha doğrusu antikahramanı olarak göstererek, destansı bir boyut aracılığıyla, içindekini dışa vurmak istediği açıkça görülür. Yüzü merkeze değil, hafifçe kaydırılmış, zemine yerleştirmiş. Mekansal yerleşim en küçük sınırlara indirgenmiş, kısa ve sinirli hareketlerle sürülmüş, sıcak ve aydınlık tonlu fırça vuruşlarından yararlanmış. Ressam dile getirmek istediği görkem ve yoğunluğu, doğrudan izleyene bakan, ışık ve gölge karşıtlıklarıyla, izleyenin dikkatini çeken gözlerin, yoğun ve düşünceli ifadesiyle güçlendirmiştir.

Doğal olmayan ayrılmış parmaklar, diğer otoportrelerinde de karşımıza çıkar. İlginç bir biçimde, bunu sanki kimliğini belirleyen bir hareket gibi, Anton Josef Trčka’nın çektiği özel pozlar olmak üzere, birçok fotoğrafında da görebiliriz. Resimde canlı renklerle belirlenen zemin Gustav Klimt’in altın dönemini çağrıştırır. Zaten sanat tarihçileri Schiele’nin estetiğini, ustası ve hamisi saydıkları Gustav Klimt’in ve çağdaşı Oskar Kokoschka’nın eseriyle kıyaslarlar.

Egon Schiele, Self Portrait with Physalis, 1912

Self Portrait with Physalis, 1912

Sanatçının otoportreleri, genelde alışılmışın dışında hatta grotesk olarak yorumlanır. Bu türde yaptığı resimler, Schiele’nin iç dünyasında yaşadığı sorunları ya da karışık ve üzücü olayları yansıtmada otobiyografik özelliğe sahiptirler.

Egon Schiele, Self Portrait with Lowered Head, 1912

Self Portrait with Lowered Head, 1912

Bu dönemde işleri iyidir, para kazanmaya başlar. 1914 ilkbaharında, Robert Philippi onu ahşap oyma ve gravür sanatı ile tanıştırır ve yaz aylarında altı oyma hazırlar. Aynı dönemde metal işleme ustası Johann Harms ile tanışır, Harms’ın Adele ve Edith adında iki kızı vardır. İki kardeşle de yakınlaşan ve ikisinden de hoşlanan Egon, kısa süre sonra bir seçim yapması gerektiğinden Edith’i seçer. Annesi bu evliliği istemese de, 1915’te Schiele Edith Harms ile evlenir. Düğün, 21 Haziran’da Schiele’nin Prag’daki askeri görev için çağrılmasından dört gün önce gerçekleşir. Bir ay sonra Schiele, Viyana yakınına gelir ve askerlik görevine orada devam eder.

Egon Schiele, Wally With A Red Blouse, 1913

Wally With A Red Blouse, 1913

Resimlerindeki erotizm temasını, dağınık saçlar, kışkırtıcı bakış ve duruş, renkli çoraplar gibi objelerle öne çıkarır. Zaten yoğun olan çizimleri bu temayla daha da belirginleşir.

Egon Schiele, Woman In Black Stockings, 1913

Woman In Black Stockings, 1913

Schiele, bu resminde sevgilisi Wally’i hafifçe yana eğik başı, utangaç, masum bakışı, siyah çorapları, açık omuzları, bacakları ile cinselliği ön planda tasvir eder. Schiele, 1915 yılının başlarında sanat eleştirmeni arkadaşı Arthur Roessler’a “Evlenmeyi planlıyorum, muhtemelen Wally değil” diye yazar ve Edith ile evlenir. Ancak, Schiele evlenmiş olsa bile Wally ile ilişkisini bitirmek istemez. Birlikte tatil yapmak ister, ancak red cevabı alır, bir daha birbirlerini görmezler. Birinci Dünya Savaşı’nın en yoğun olduğu yıllardır, Wally Kızılhaç’ta hemşire olur. Günümüzde Hırvatistan’ın bir parçası olan Dalmaçya’daki Split yakınlarında çalışmaya başlar. 1917 Noel’inden hemen önce 23 yaşında kızıl hastalığından ölür.

Egon Schiele, Fighter, 1913

Fighter, 1913

Schiele’nin nü’leri, antik sanattan beri sürüp gelen geleneğin yerleştirdiği güzellik algısını paramparça eder, çirkinleştirir. Çıplağı, insanı kutsallaştıran klasik kalıplarından sökerek, doğamızı belirleyen ilksel arzuların, erotizmin, şiddetin, ifratın, ihlalin, ölümün gövdesi olarak hayal eder. Sonuçta, duyduklarının hakikatini arayan resimleri, sadece insanların nü tablolarda ve sanatta aradıkları güzellik idealine saldırmakla kalmaz, görmek, bilmek istemedikleri köklerini, doğalarını teşhir ederek, onları dehşete düşürür.

Egon Schiele, Blind Mother, 1914

Blind Mother, 1914

Ekspresyonizm akımının önemli ismi Schiele, bu akımın şiddet, karamsarlık özelliklerini her resminde yansıtır.

Egon Schiele, Vorstadt, 1914

Vorstadt, 1914

Egon Schiele, Woodland Prayer, 1915

Woodland Prayer, 1915

Schiele, perspektifi olmayan, ışık ve atmosfer kurallarını kullanmadığı mekan çizimleri de yapar. Her ne kadar daha çok figürleriyle bilinse de, mekanda da aynı yoğunluk ve derinlik hissini yakalar.

Egon Schiele, Death and The Maiden, 1915

Death and The Maiden, 1915

Schiele, resmi yaptığı dönemde Wally ile ayrılmış ve Edith ile evlenmiştir. İlişkilerinin devam etmesini istese de, Wally kabul etmez. Resimdeki erkek ölüm figürü Schiele’dir, karşısındaki ise Wally Neuzil. Birbirine sarılmış iki aşığı sanki yukarıda bir noktadan izler gibiyiz. Kadının duruşu erkek figürden daha uzak, sarılmış ama güçlü bir sarılma değil, normalden çok daha ince kollarla gönülsüz bir sarılmadır. Wally’i enerjik renkler ile resmederken, kendini daha koyu renkler ile resmetmiş.

Ölüm ve genç kız motifi, Rönesans öncesi Orta Avrupa’da birçok esere konu olur. Dışavurumculuğun (ekspresyonizm) en önemli temsilcisi Schiele ise, klasik temadan uzaklaşarak kendi yorumunu oluşturmuş. Resimdeki tüm duygusal yükü, figürlerin sarılışlarının yanı sıra, bozuk, çarpık bedenleri ve karmaşık renk tonlarıyla yansıtır. Resimde, hayatının bu bunalımlı dönemini, seyirciye tüm çıplaklığı ve karamsarlığı ile sunar.

Egon Schiele, Liebesakt, 1915

Liebesakt, 1915

Ekspresyonist sanatçıların önem verdikleri jest, duruş ve belli hareketlerin psikolojik yansıması Egon Schiele için de önem taşımıştır. Schiele’nin resimlerindeki figürler, abartılı sayılacak kadar zayıf, kemikli, hastalıklı, çoğu zamanda yoksul ve kederlidir. Bu ifadelerin altında yatan psikoloji, belki de sanatçının on beş yaşındayken babasını frengiden kaybetmesi olabilir. Bu nedenle Schiele, cinsellikten hem nefret etmiş hem de ilgi duymuştur. Bu nedenle, resimlerinde sıkça görülen erotizm ve çizgilerinde hakim olan dinamizm, bazen yaşama sevgisi ile bütünleşerek, aşk, nefret, şefkat ya da pornografik sahneler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Egon Schiele, The Embrace, 1917

The Embrace, 1917

Kucaklaşma isimli bu tablosu, izleyenin zihninde şefkatli, samimi, incelikli bir sevgiyi çağrıştırır. Sanatçının diğer resimlerindeki, karamsar, depresif havadan sonra şaşırtıcı bir resmidir. Birbirine sıkıca sarılan figürler, Schiele ve karısı Edith’tir. Karısı iyi bir aileye mensuptur, bu nedenle Schiele’nin toplum içindeki yerini olumlu etkileyecek birisidir. Sarı zemin üzerinde beyaz kıvrımlı örtü üzerinde birbirine sarılan çift, dünyaya umarsız ama kendi içinde uyumlu, huzurlu bir havayı yansıtır. Beyaz örtünün kıvrımları onları sarar, beraberliklerini pekiştirir. Eser, Gustav Klimt’in The Kiss (Öpücük), Oskar Kokoschka’nın Bride of the Wind adlı eserlerini çağrıştırır. Resimdeki bedenler, keskin köşeler ve bozulmuş eklemlere sahiptir. Sert ve keskin fırça darbeleri ve ton farklarıyla yansıtılan bedenler, dışavurumculuk (ekspresyonizm) akımının en temel özelliğidir.

Egon Schiele, Seated Woman With Bent Knee, 1917

Seated Woman With Bent Knee, 1917

Stilize edilmiş çiçek tablosundan, kırmızı elbiseyle dizlerinin üzerine çökmüş kadın tablosuna, otoportrelerinden, perspektif kullanmadığı bina, sokak, şehir çizimlerine kadar, Schiele’nin resimlerinde her zaman bir arayış, erotik bir olgu, çelişki, güçlü duygular vardır. Hangi konuyu işlerse işlesin, çizimlerindeki kırılgan gibi duran, ama boyun eğmeyen çizgileri, kadın figürlerinin bakışlarındaki yoğunluk hissi izleyeni etkiler.

Egon Schiele, Poster For The Vienna Secession, 1918Poster For The Vienna Secession, 1918

Poster For The Vienna Secession, 1918

Birinci Dünya Savaş yılları olmasına rağmen resim sergileri açar ve iyi satışlar yapar. Savaş sonunda, devlet o dönem Avusturya’nın imajını güçlendirmek amacıyla pek çok resim sergisi gerçekleştirir. Bunlardan biri de Secession adı verilen sergidir. 1918 yılında yapılacak bu sergi için baş ressam olarak seçilen Egon Schiele, bir duyuru posteri hazırlar. Bu posterde ise İsa’nın Son Akşam Yemeği’ni tasvir eder, ancak narsizm ressamı öylesine ele geçirmiştir ki İsa’nın bulunduğu konuma kendini yerleştirir.

Egon Schiele, The Artist's Wife Seated

The Artist’s Wife Seated (Portrait of Edith Schiele), 1918

Savaştan sonra da resimlerinin fiyatları sürekli artar, eşi ile lüks bir hayat yaşamaya başlar. Sanatını ve kendine özgü dışavurumcu çizgilerini geliştirebilir ve hep özendiği Van Gogh ve Gustav Klimt gibi bir efsane olabilirdi. Ancak 28 Ekim 1918’de eşi Edith 6 aylık hamile iken yakalandığı İspanyol gribinden kurtulamaz ve yaşama veda eder. Aynı hastalık, üç gün sonra 31 Ekim 1918’de 28 yaşında Egon Schiele’yi de bu dünyadan alır. 

 

reklam

3. SAYFA