SON DAKİKA
reklam
reklam
reklam

Ünlü Ressam ve Heykeltraşların Müze Olan Evleri

Frida Kahlo, Claude Monet, Salvador Dali başta olmak üzere dünyaca ünlü ressam ve heykeltraşların müze haline gelmiş evlerini ve bu evlerle ilgili bilgileri derledik.

1. Frida Kahlo Evi (1907 – 1954), La Casa Azul, Coyoacán, Meksika

Frida Kahlo, My Grandparents, My Parents And I, 1936

Frida Kahlo, My Grandparents, My Parents And I, 1936

Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, 6 Temmuz 1907’de Meksika’nın Coyoacán şehrinde, bu evde doğar. Casa Azul adı verilen ev, Meksika’nın başkenti Mexico City’nin bir ilçesi olan Coyoacán’da yer alır.

frida kahlo evi

Frida Kahlo, 19 yaşında geçirdiği kaza sonrası da bu evde kalır. Tavanında bulunan ayna sayesinde, yattığı yerden resim çizmeye devam eder. 1929 yılında Diego Rivera’yla evlenince buradan ayrılır, ancak 10 yıl sonra 1939’da araları açılınca geri taşınır. Sonra boşanırlar, yeniden evlenirler ve 1940 yılında Diego da buraya, Frida’nın yanına taşınır.

Kesintisiz 14 yıldan sonra, Frida 1954’te bu evde ölür. 1958’de Diego bu evi bir müzeye dönüştürür. Evde, Lenin ve Mao’nun portrelerinin yanı sıra, kendi sanat koleksiyonundan parçalar da sergilenir. Tekerlekli sandalyesi ise Stalin’in henüz tamamlanmamış portresinin önünde yer alır. Evde ayrıca sanatçının küllerinin saklandığı vazo da görülebilir.

frida kahlo evi

2. Auguste Rodin (1840 – 1917), La Villa des Brillants, Meudon, Fransa

Auguste Rodin, Despair, 1890-92

Auguste Rodin, Despair, 1890-92

Auguste Rodin, bu villayı 1895 yılında satın alır ve canlı modeller, döküm ustaları ve yaklaşık 50 asistanla birlikte 1900’de yaratıcı dünyasının merkezi haline dönüştürür. Fransa Ulusal Meclisi, arka arkaya yaptığı üç bağışla koleksiyonlarını devlete bırakan sanatçının anısına, villayı Rodin Müzesi yapma kararı alır. 1919’dan bu yana da müze olarak hizmet vermektedir. Rodin’in son dokuz yılını geçirdiği, 18. yüzyıldan kalma bir malikane olan müzede, Adem, Havva, Düşünen Adam, Öpüşme gibi en önemli eserleri yer alır. Müzede, Rodin’in öğrencisi ve sevgilisi olan Camille Claudel’in heykellerinin yanında Monet, Van Gogh gibi ünlü ressamların eserleri de görülebilir.

rodin muzesi

3. Claude Monet (1840 – 1926), Evi ve Bahçesi, Giverny, Fransa

Claude Monet, The Basin at Argenteuil, 1874

Claude Monet, The Basin at Argenteuil, 1874

Claude Monet 1883 yılında ikinci eşi Alice ve 8 çocuğuyla Giverny’e yerleşir. Önce kiralayıp daha sonra satın aldığı bu evde ve bahçede 43 yıl boyunca yaşar. Stüdyosu evinin yanındaki ahşap ahırdır. Renkleri çok seven Monet, evinin her odasında ayrı bir renk kullanır.

monet evi

 

“Belki de ressam olmayı çiçeklere borçluyum” sözlerinin sahibi Monet olgunluk döneminde, sanatsal üretiminin ana temasını oluşturan Giverny Bahçesi’ne yoğunlaşır. Claude Monet’in Giverny Bahçesi’ndeki evi, geç dönem bahçe manzaraları, nilüferler ve ünlü Japon köprüsü tablolarına ilham kaynağı olur. Monet’in ölümü sonrasında, mali çöküntüler yüzünden yavaş yavaş bozulmaya başlayan ev ve bahçe, varlıklı Amerikalı Walter Annenberg’ın bağışları sayesinde restore edilir.

monet bahcesi

4. Salvador Dali (1904 – 1989), Evi, Port Lligat, İspanya

Salvador Dali, Portrait de Madame Ducas, 1935

Salvador Dali, Portrait de Madame Ducas, 1935

Dali, bu müzenin en büyük gerçeküstü eserinin, kendi dünyası ve gerçeküstü bir labirent olduğunu söyler. Burçları devasa yumurtalardan oluşmuş kale surlarını andıran ve 1200 adet üçlü ekmek kabartma süsleriyle bezenmiş kırmızı dış cephe tasarımı ve girişteki heykeliyle bir masal evine benzer.

salvador dali muzesi

İspanya’nın kuzeyindeki Costa Brava’nın Port Lligat kasabasında yer alan, 1930’dan itibaren Salvador Dali ve eşi Gala’nın uzun zaman geçirdikleri bu ev, önce bir balıkçı için küçük bir kulübe olarak yapılmış. Dali, bu yarı yıkık haldeki binayı genişletir. Müze olarak ise 1974’te hizmet vermeye başlar. Sanatçının kendi koleksiyonundan oluşan 4000 sanat eseri ile dünyadaki en büyük Dali müzesidir. Sanatçı müzeyi tasarlarken buranın teatral, sansasyonel ve hayatının en büyük sürrealist objesi olmasını istemiştir.

5. Donald Judd (1928 – 1994), Evi, 101 Spring Street, New York, ABD

Donald Judd, Untitled, 1990

Donald Judd, Untitled, 1990

Amerikalı heykeltraş Donald Judd, minimalizm akımının öncülerindendir. New York Art Students League ve Columbia Üniversitesi’de felsefe ve sanat tarihi eğitimi sonrasında, 1959-65 yılları arasında eleştirmen olarak çalışır. 1950’lerde resme ilgi duyan Judd, 1960’ların başında heykele yönelerek tek renkli rölyefler yapar. 1963’ten itibaren dizi mantığıyla duvara monte edilen spesifik nesne adını verdiği ahşap üç boyutlu birimlerini gerçekleştirir. Judd bu çalışmalarının, hiçbir şeyin işareti olmadığını, kendilerinden başka hiçbir şeye gönderme yapmadıklarını savunur. Sonraki yıllarda bu birimleri endüstriyel olarak imal ettirmeye çalışan Judd, 1970’ten itibaren tümüyle mekana özgü çalışmalara yönelir. 1980’lerde mobilya tasarımına yönelen Judd’ın 1959-1975 yıllarını kapsayan, minimalizm akımı için önemli kaynak olan Toplu Yazıları 1976’da yayımlar.

donald judd evi

Donald Judd, daha önceleri bir elbise fabrikası olan Spring Caddesi üzerindeki beş katlı yapıyı 1968 yılında satın alır. Önceleri sadece özel stüdyo olarak kullanır, daha sonraları sanatçının yaşam alanına ve ziyaret edilebilen bir galeriye dönüşür.

6. Georgia O’Keefe (1887 – 1986), Evi, Abiquiú, New Mexico, ABD

Georgia O'Keeffe, Petunias, 1925

Georgia O’Keeffe, Petunias, 1925

Amerikan modern sanatının gelişiminde önemli rol oynayan oynayan, tuvallerine sığmaya çalışan zarif ve kırılgan dev çiçeklerin ressamı Georgia O’Keeffe, sanat hayatının başlangıcında terebentin kokusu yüzünden hastalanır ve resmi bırakır. Bir müddet bir ilkokulda öğretmenlik yapar, ancak 1912 yılında tekrar resme döner. Virginia Üniversitesi’nde Arthur Wesley Dow ile tanışır ve onun sanatından çok etkilenir. Dow’a asistanlık yapan O’Keeffe, West Texas A&M Üniversitesi sanat bölümü hocalığına geçene kadar burada çalışır.

Georgia O’Keeffe, yapıtlarında çoğu kez imzası haline gelen çiçekler, kafatasları, hayvan kemikleri, bitkiler, gökdelenler, kayalar, dağlar gibi doğal biçimleri kullanır, onları büyütür, belirgin ve ritmik dış çizgiler, net ve açık renk alanlarıyla hacimlendirerek resimlerine yansıtır. Bazen de bu nesneleri derinliği olmayan bir mekan içine yerleştirerek erotik, psikolojik ve simgesel anlamlar yükler. O’Keeffe, New Mexico’ya seyahat eder, New Mexico’nun vahşi doğası ve mimarisi onu derinden etkiler. Bu evi, 1935 yılında keşfetse de, satın alması 10 yıl sürer. 3 yıllık bir uğraş ile evi yaşanılabilir hale getirir. Evi özel izinle ziyaret edilebiliyor.

Georgia O'Keeffe evi

7. Barbara Hepworth (1903 – 1975), St. Ives Evi, Cornwall, Birleşik Krallık

Barbara Hepworth, The Poet Reading To His Children, 1948

Barbara Hepworth, The Poet Reading To His Children, 1948

Heykeltraş Barbara Hepworth, 20. yüzyılın en önemli sanatçı ve heykeltıraşlarından, İngiltere’nin soyut hareketinin anahtar figürlerinden biridir. Yaptığı eserler birer modernizm örneğidir. Primitif heykellerle ilgilenen sanatçı, boşluğun yaratma sürecinde kütle kadar önemli olduğunu görmüş ve heykellerinde kütle ile birlikte boşluğa da yer vermiştir. Önceleri figüratif soyutlamalar yapan sanatçı, 1930 yıllarından sonra soyut formlarla ilgilenmiştir, farklı malzemeler kullanmıştır.

Barbara Hepworth muzesi

Hepworth, 1975’te stüdyosunda sigaradan çıktığı tahmin edilen bir yangın neticesinde yaşama veda eder. Bu stüdyo, daha sonra Barbara Hepworth Müzesi olarak düzenlenir. Müzede, sanatçının geniş ölçekli bronz heykellerinin yer aldığı ve kendi tasarımı olan bahçe orijinal haliyle bırakılmış, bitirilmemiş işler ve sanatçıya ait aletler de yer almakta.

8. Jackson Pollock (1912 – 1956) & Lee Krasner (1908 – 1984), Evi, East Hampton, ABD

Jackson Pollock, Convergence, 1952

Jackson Pollock, Convergence, 1952

Soyut dışavurumcu akımın en önemli temsilcilerinden ressam Jackson Pollock, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındadır. Kural tanımaz bir tavır üstlenmiş olan soyut dışavurumculuk akımı, II. Dünya Savaşı’nın son yıllarında ortaya çıkar. Alışılagelmiş temel plastik değerlere uyma zorunluluğu duymadan, formlar içten geldiği gibi kurgulanarak dramatik ya da lirik bir ruh hali ile tuvalde biçimlendirilir. Spontane bir kurgu anlayışı söz konusudur.

1941 yılında kendisi gibi ressam olan Rus asıllı Lee Krasner ile tanışır. Pollock’un alkol problemi ve psikolojik sorunları vardır. 1945’in Ağustos ayında Lee Krasner, Pollock’u New York’tan ayrılması için ikna eder. Alkolü bırakmasına yardımcı olmasını umarak, yarısını bankadan kredi çekerek yarısını ise borç alarak bu evi alır. Alkolü azaltmıştır Pollock, orada çalışmalarına devam eder, aynı yılın Ekim ayında ise evlenirler.

jackson pollock evi

II. Dünya Savaşı öncesi figüratif eğilimler gösteren Amerikan sanatı, savaş sonrasında soyut dışavurumculuğa yönelir. Bu akımın içerisinde yer alan Lee Krasner, zengin bir kültürel ortam içerisinde yetişmiş, sanat eğitimi aldıktan sonra, bir ressam olarak mesleğini yapmaya başlamıştır. Ancak Jackson Pollock ile evliliği, Krasner’in sanatsal kariyerini gölgede bırakmış, onun yalnızca Pollock’un eşi olarak anılmasına yol açmıştır.

Jackson Pollock, evlerinde onun dünya çapında ünlü olmasını sağlayan büyük paspartulu dripping resimlerini yaratır. Pollock bir ikon haline getirilmiştir, ama mutsuzdur, Lee Krasner ile ayrı yaşamaya başlarlar. Kendini tekrar içkiye verir. 1956 yılında bir gece, aşırı derecede alkol alarak lüks otomobiliyle kaza yapar ve yaşama veda eder. Pollock’un ölümünden sonra, Krasner bu eve yerleşir, soyutlama çalışmalarına ve Pollock’un sanatını tanıtmaya devam eder.

jackson pollock evi

9. Sir Frederic Lord Leighton (1830 – 1896), Leighton House, Londra, İngiltere

Sir Frederic Lord Leighton, Music Lesson, 1884

Sir Frederic Lord Leighton, Music Lesson, 1884

İngiliz ressam ve heykeltraş Sir Frederic Lord Leighton, romantik ve akademik sanat döneminin sanatçılarından. Michelangelo’dan, Fransız ve İtalyan ustalardan etkilenir. Lord ünvanını alan ilk ressam olur. Eserlerinde portreler, dini ve mitolojik konular ağırlıktadır. Kusursuz tekniği ve ışığı kullanışı yaratıcıdır.

Leighton House

Kensington Caddesi üzerinde yer alan evi tipik bir Viktoryen malikane. Evin mütevazı dış cephesi, iç mekanın çarpıcı görünümü ya da şaşaası hakkında insana hiçbir ipucu vermez. Altın işlemeli kubbesi ve renkli mozaiklerle kaplı zeminiyle muhteşem Arap Giriş Holü, evin en etkileyici mekanı. İçinde Leighton’un eserlerinin yanında çağdaşlarının yapıtları da yer alır.

10. Pierre-Auguste Renoir (1841 – 1919), Yazlık Evi, Essoyes, Fransa

Pierre-Auguste Renoir, Yvonne and Christine Lerolle At The Piano, 1897

Pierre-Auguste Renoir, Yvonne and Christine Lerolle At The Piano, 1897

Renoir, bize sanat tarihinin en canlı, en güzel imgelerini sunar. Kaygısız Paris’in Pazar günü eğlenceleri, Seine Nehri boyunca yapılan uzun geziler, danslar, balolar, operada bir gece, sarışın kız ve erkek çocukların neşesi ile hayatının baharındaki genç kızların ışıltısı… Renoir, sürükleyici renk dalgaları, benzersiz ışığı ve tüm canlılığıyla Empresyonizmin kurucularından biridir.

renoir evi

Monet’nin etkileyici manzara resimleri ve Manet’nin entelektüel bakışına karşı Renoir, insanlara ve varoluşun her anına duyduğu sonu gelmez ilgiyi ortaya koymuştur. Resmi daima devinim içindedir, zengin ve coşkulu fırçası bize aşkın bir ışık armağan etmiştir. Pierre-Auguste Renoir’ın Fransa’nın Essoyes Bölgesi’ndeki evinde Renoir ve model eşi Aline Charigot, 1896 yılından sanatçının yaşamını yitirdiği 1919 yılına kadar yaz aylarını birlikte geçirirler. Ev büyük bir restorasyon geçirir. Sanatçının çoğunlukla çalışmayı tercih ettiği bahçe stüdyosu da ziyaret edilebilir.

 

reklam

3. SAYFA